Gönüllü Vazgeçme
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (ETCK) sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme hali, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin meydana gelmediği olaylar bakımından da kaleme alınmıştır. Diğer bir…
765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (ETCK) sadece icra hareketlerinin devamı aşamasında kabul edilen gönüllü vazgeçme hali, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) icra hareketlerinin bittiği ancak neticenin meydana gelmediği olaylar bakımından da kaleme alınmıştır. Diğer bir deyişle, ETCK’dan farklı olarak, TCK’da gönüllü vazgeçme kurumunun uygulama alanı genişletilmiş ve özel olarak düzenlenmiştir.
Suç yoluna giren faile icra hareketleri bittikten sonra dahi geri dönüş imkânı sağlanmış olunması nedeniyle, gönüllü vazgeçme kurumu çalışma alanı olarak seçilmiştir.
TCK’nın 36’ncı maddesinde yeni sistem kaleme alınırken, gönüllü vazgeçen faile (kural olarak) icrasına başladığı suçtan dolayı ceza verilemeyeceği, ancak o ana kadar yapılan hareketlerin müstakil bir suç oluşturması durumunda failin o suçtan dolayı cezalandırılabileceği hüküm altına alınmıştır. Bu durumda fail icra hareketlerine başladıktan sonra icra hareketlerinin tamamlanmasına ya da icra hareketlerini tamamlamasına rağmen sonucun meydana gelmesine bizzat kendisi engel olmuş ise, gönüllü vazgeçme hükümleri (TCK’nın 36 ncı maddesi) tatbik edilirken, failin iradesi dışındaki sebepler bu sonuçları doğurmuşsa artık teşebbüs hükümlerinin (TCK’nın 35 nci maddesi) tatbiki gerekecektir.
Makale içerisinde gönüllü vazgeçme kavramı ve hukuksal niteliği değerlendirildikten sonra kurumun tatbiki için gerekli koşullar ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Ayrıca gönüllü vazgeçme kurumunun yakından ilgili olduğu teşebbüs ve etkin pişmanlık kurumuyla olan ilişkisi ve farklılıkları da değerlendirme konusu yapılmıştır.
Konular anlatılırken ilgili yerlerde Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Askeri Yargıtay kararlarından örnekler verildiği gibi, doktrindeki görüşler de tartışma konusu yapılmıştır.
Sonuç olarak da TCK’nn 36’ncı maddesinde düzenlenen gönüllü vazgeçme kurumunun son derece faydalı bir kurum olduğu vurgulanmıştır. Gerekçe olarak da mağdurun zarar ve korkularını azaltmanın yanı sıra, failin de iyi niyeti sayesinde cezadan kurtulmasını sağlaması gösterilmiştir. Bu noktada gönüllü vazgeçme halinde mağdurun tam olarak tatmin olamayabileceği düşünülebilirse de, failin icra hareketlerinin sonucunun gerçekleşmesi halinde mağdurun düşeceği maddi ve manevi durum gönüllü vazgeçmeye oranla çok daha ileri seviyede olacağından, akla gelen bu düşünceye itibar edilmemiştir.