Bilişim Hukuku2022kitap-bölümü

Adli Bilişim

Bu çalışma, bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte suçların işlenme ve delillerin saklanma alanının dijital ortama kaymasını ele alarak, bu alandaki delillerin toplanması ve incelenmesi süreci olan "adli bilişim" disiplinini ve Türkiye'deki uygulamada karşılaşılan…

Yavuz Erdoğan3 dk okumaAtatürk Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı 30. Kuruluş Yıldönümü Armağan Kitabı

Bu çalışma, bilişim teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte suçların işlenme ve delillerin saklanma alanının dijital ortama kaymasını ele alarak, bu alandaki delillerin toplanması ve incelenmesi süreci olan "adli bilişim" disiplinini ve Türkiye'deki uygulamada karşılaşılan temel sorunları incelemektedir. Yazar, adli bilişimin sadece bilişim suçları için değil, delillerin dijital ortamda saklandığı her türlü suçun aydınlatılması için vazgeçilmez hale geldiğini vurgulamaktadır.

Adli Bilişim Kavramı ve Önemi

Adli bilişim, bir soruşturma kapsamında bilişim sistemlerindeki elektronik delillerin toplanması, incelenmesi, analiz edilmesi ve raporlanarak yargı makamlarına sunulması sürecidir. Bu süreç, maddi gerçeğe hukuka uygun bir şekilde ulaşmayı hedefler. E-delillerin kolayca değiştirilebilir veya yok edilebilir olması, bu alanda özel uzmanlık gerektirmekte ve delillerin ilk temas anından itibaren doğru prosedürlerle ele alınmasını zorunlu kılmaktadır.

Adli Bilişim Alanındaki Temel Sorunlar

Makale, Türkiye'de adli bilişim alanında karşılaşılan sorunları altı ana başlıkta toplamaktadır:

Uzman Personel Eksikliği: Alanda hem teknik uzman hem de bu delillerle temas eden kolluk, savcı ve hâkimler düzeyinde ciddi bir eğitim ve personel eksikliği bulunmaktadır. Yetişmiş personelin daha iyi maaşlar nedeniyle özel sektöre geçmesi de önemli bir sorundur.

E-Delil Elde Etmenin Güçlüğü: Milyarlarca veri arasından ilgili delili bulmanın zorluğunun yanı sıra, özellikle sosyal medya platformları gibi yurtdışı merkezli şirketlerden delil temin etmede uluslararası işbirliğinin yetersiz kalması en büyük engellerden biridir. Türkiye'nin taraf olduğu Avrupa Konseyi Siber Suçlar Sözleşmesi kapsamındaki 7/24 yardım ağının etkin kullanılmadığı belirtilmektedir.

Özel Hayatın Gizliliğinin İhlali: Delil arama sırasında, suçla ilgisi olmayan kişisel ve özel verilere girme riskinin yüksek olması önemli bir sorundur.

Delillerin Usulsüz Muhafazası: El konulan bilgisayar ve depolama aygıtlarının, delillerin bozulmasını önleyecek uygun fiziki koşullarda (nem, ısı, manyetik alan koruması) saklanmadığı, adli emanetlerde bu altyapının genellikle eksik olduğu ifade edilmektedir.

Yetersiz Teknik Donanım: Teknolojinin hızına kamu alımlarındaki bürokrasinin yetişememesi, adli bilişim laboratuvarlarının teknik olarak geri kalmasına neden olmaktadır.

Arama ve Elkoyma Usullerindeki Hatalar (CMK m. 134): Yazar, CMK m. 134'ün hem kendisinin yetersiz olduğunu hem de uygulamada yanlış yorumlandığını savunmaktadır:

Uygulamada, bilişim aramasının "son çare" olması ilkesine uyulmamakta, genellikle fiziki arama ile birlikte rutin bir şekilde karar verilmektedir.

Kolluk güçlerinin hâkim veya savcı kararı olmaksızın cep telefonlarını incelemesi yaygın bir hukuka aykırılıktır.

Kanun, verilerin yedeğinin alınıp cihazın iade edilmesini öngörürken, uygulamada cihazların tamamına "çuval" usulüyle el konulmaktadır.

Maddenin kendisi de "bilgisayar" gibi dar bir kavram kullanması, uzaktan (çevrimiçi) aramaya imkân tanımaması ve delillerin kâğıda dökülmesini istemesi gibi nedenlerle günümüz teknolojisi karşısında yetersizdir .

Sonuç ve Öneriler

Yazar, adli bilişim alanındaki sorunların çözümü için Türkiye'de Adli Tıp Kurumu'ndan ayrı, bağımsız ve özerk bir bütçeye sahipAdli Bilişim Kurumu'nun kurulması gerektiğini önermektedir. Ayrıca, CMK'nın 134. maddesinin, özellikle uzaktan ve çevrimiçi arama gibi modern soruşturma yetkilerini içerecek ve temel hakları koruyacak şekilde acilen yeniden düzenlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

İlgili Makaleler