Hukuk Güvenliği İlkesi Bağlamında Askeri Yargı
Yargı konusu Anayasa’nın (AY) 3’üncü bölümünde 138-160’ncı maddeleri arasında düzenlenirken, askeri yargı da (makalenin kaleme alındığı tarihlerde) AY’nın 145’nci maddesinde düzenlenmişti. Burada askeri yargının askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceği…
Yargı konusu Anayasa’nın (AY) 3’üncü bölümünde 138-160’ncı maddeleri arasında düzenlenirken, askeri yargı da (makalenin kaleme alındığı tarihlerde) AY’nın 145’nci maddesinde düzenlenmişti. Burada askeri yargının askeri mahkemeler ve disiplin mahkemeleri tarafından yürütüleceği belirtilmişti. Ayrıca AY’nın 156’ncı maddesinde Askeri Yargıtay (As.Yrg.), 157’nci maddesinde ise Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) düzenlenme altına alınmıştı. Makalenin kaleme alındığı tarihlerde askeri mahkemelerin görev alanları tartışıldığı gibi, var olmasının gerekip gerekmediği de tartışmalı idi. Bu tartışmalar nedeniyle inceleme konusu makale kaleme alınmıştı. Çalışma konusu olarak askeri yargının seçilmesinin bir diğer sebebi de, AY’nın 2’inci maddesinde Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğunun belirtilmesine rağmen, Askeri Ceza Kanunu (AsCK) ve Askeri Mahkemelerin Kuruluşu ve Yargılama Usulü Kanunu’nda (ASYUK) hukuk devletiyle ve hukuki güvenlik ilkesiyle bağdaşmayan hususların bulunduğunun düşünülmesiydi.
Makalede değerlendirmeler askeri idari yargı bakımından değil, askeri ceza yargısı bakımından yapılmıştır. Çalışma konusunu genişliği nedeniyle makale iki bölüm halinde yayınlanmıştır.
Türk hukuk sisteminin en çelişkili dallarından birisinin askeri ceza yargısı olduğu değerlendirilmekteydi. Zira üniforma giydirilen bir kişiden hem asker hem yargıç olması; diğer bir deyişle, hem emir komuta duygusunu hem de adalet duygusunu taşıması istenmekteydi. Bu noktada askeri hâkim üniforması gereği bir kısım askeri görevleri sorgulamadan yapmak (örneğin yargıladığı bir üstünü duruşma salonu haricinde selamlamak) hem de yargıç olarak bazı görevleri (örneğin soruşturma ya da kovuşturmayı) sorgulamadan yapamamak durumunda kalmaktaydı. Çelişki olarak değerlendirdiğimiz bu hususta çalışma konusu makalede tartışılmıştır.
Askeri ceza yargısının varlığı açısından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına bakıldığında, mahkemenin askeri yargının varlığına kural olarak karşı olmadığı, ancak yargılama sırasında adil yargılama ilkelerine uyulmasını aradığı, bu mahkemelerin sivil şahısları yargılamasına ise, kesinlikle karşı olduğu tespit edilmiştir.
Makalenin başında inceleme konusunun dayanağı olması nedeniyle kısaca hukuk devleti, hukuk güvenliği gibi kavramlar değerlendirilmiştir. Daha sonra da AsCK’nın genel ceza kanunu karşısındaki durumuyla, adil yargılanma ilkesi bakımından AsCK’da problemli olduğu düşünülen konular incelenmiştir. Bu kapsamda askeri suç türleriyle, yaptırım türleri de açıklanmış, yargı birliği bakımından askeri mahkemelerin değerlendirmesi yapıldıktan sonra da maddi ceza hukukunu doğrudan ilgilendiren muhakeme hukukuna ilişkin temel aksaklıklar tartışılarak makaleye son verilmiştir.
Değerlendirmeler kaleme alınırken askeri ceza yargısında o dönemde var olan ve hukuk güvenliğine ilişkin olan problemlerin tamamına değinilmiş ve bu konulardaki yargı kararları ile doktrindeki görüşler de tartışma konusu yapılmıştır. Sonuç olaraksa 1930 yılında yürürlüğe giren AsCK’nın ve 1963 yılında yürürlüğe giren AsYUK’un artık ihtiyaçları karşılamıyor olması ve temel insan haklarına ve hukuk devleti gereklerine aykırı pek çok hükmü barındırması, görünüşte adaleti de sağlayamaması nedeniyle tamamen gözden geçirilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu gözden geçirme sırasında silahlı kuvvetlerin disiplin ihtiyacı ile hâkimlik bağımsızlık ve teminatlarının yeniden ayrıntılarıyla açıklanmasının gerektiği de belirtilmiştir. AsCK içeriğinde askeri suçlar haricindeki suçların yer almasına gerek bulunmadığı; ceza muhakemesinde ise, AsYUK’a ihtiyaç bulunmadığı, komutanın soruşturma emri vermesi usulünün kaldırılmasının gerektiği, “hâkim” sıfatı önünde yer alan “askeri” kavramının kaldırılmasının gerektiği açıklanmıştır.
Son söz olarak da silahlı kuvvetler için hayati öneme sahip disiplin kavramıyla temel hak ve özgürlükler bakımından hayati öneme haiz adalet kavramını dengeleyecek, asker kişilerin mağduriyetlerine son verecek, askeri yargıyı yeni baştan şekillendirecek yasal düzenlemelerin bir an evvel yapılmasının gerektiği belirtilmiştir.